Her yıl sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde bunun gibi yüzlerce yardım kampanyasına ev sahipliği yapan Mardin, Diyarbakır, Tunceli, Van gibi illerden sonra okumak için 400 metre yüksekliğindeki tepelerin arasına gerilmiş ince çelik halatların taşıdığı sepetlerle karşıya geçmeye çalışan idris'e, Temel'e, Fadime'ye de yardım için toplanıp gideceğinden hiç kuşkum yok bu cevvallerin.
Neyden üstündür bu Türkler? Ne olduğu belli olmayan olgudur açıkcası. Neyden üstün olması beklenmektedir ya da daha doğrusu neyden üstün olmadığı için yerilmektedir.
Gelin canlar dürüst olalım. Çıkarın ağzınızdaki baklayı. Bırakın "ben okuyorum" latifesindeki kıl kuyruk lümpen ağırlığınızı. Anmayın kimsenin maundan boş kitaplıklarını. Arkanıza dönüp saymayın tek ağızdan, tek ideden çıkmış onlarca, yüzlerce kitabın okunmuş 2-3 sayfasındaki altı çizili başkalarının kelimelerini. Söyleyin mertçe, Türkler Türkler dediğiniz bu adamlar üstün olsalardı daha mı iyidi?
Çin'in Orta Asya'daki halkalara ve kolonilere yaptığı zulmü engellemek, kendisine sığınanları korumak amacıyla hiç bir gayesi ve hedefi yokken doğuya yönelmesini neresinden bakarsan faşist, ırkçı bir söylemle "bayındırlık" icraatlerine bağlayanlara bile hala dostça ve iyimserlikle yaklaştıklarından ötürü üstün değillerdir.
Bir dilin öğretilmesinde başlangıç seviyesi için en basit cümlelerin yer aldığı "cin ali" gibi kitaplar neredeyse bütün öğretim kurumlarında mevcuttur. Bu ispanya'da da, Amerika Birleşik Devletleri'nde de, Uruguay'da da böyle.
Burada önemli olan husus ise öğretilecek olan dilin tarihini iyi yorumlayıp en uygun şekilde en kalabalık grubu kapsayacak lehçenin esas alınmasıdır.
Kürtler'e karşı haklı ya da haksız genel bir tavır mevcut. Durum böyle olunca dillerine karşı da insanların algıları negatif yönde açık oluyor. Genel anlamda 25-30 milyon insanın konuştuğu bir dille dalga geçmek elbette doğru bir şey değil. Ama buna karşılık Kürtler'i ve Kürtçe'yi savunmayı kendine görev edinmiş kişilerin de 280 milyondan fazla kişinin anadil olarak konuştuğu bir dille, Türkçe ile dalga geçmesi de hiç doğru değil.
Her Kürtçe konuşanın bir terör örgütüne mensup olmayacağını bilmemiz gerektiği gibi, her Türklüğü veya nesebini savunanın da atsızcılar.com üyesi olmadığını bilmemiz gerekir. Kaldı ki Kürtler'e karşı genel tavır ne yazık ki bir terör örgütüyle olan yadsınamaz hukuku dışında bir de genel hal ve tavırlarıdır. Avrupa'nın pek çok ülkesinde, özellikle Norveç, Avusturya, Finlandiya, Almanya gibi Kürtler'in bol bulunduğu ülkelerde de aynı şekilde tavırlarıyla dikkat çekmekte ve yerli halkın tepkisiyle karşılaşmaktadırlar. Böyle bir gerçekle yüzleşmek yerine yanlış bilgilerle savunmada olmak ne yazık ki hiçbir şey kazandırmayacaktır. Hataların düzeltilebilmesi için, yanlış giden şeyleri rayına sokabilmek için öncelikle onların var olduğunu kabul etmek gerekir.
Bir yanlışı kabul etmek yerine aslı astarı olmayan maddeler göstererek saldırmak cahilliği körükler.
Kürtçe bir dildir! Öncelikle bunu kabul etmek gerekir. Dilbilimcilerin 2'ye 5'e 10'a ayrılmış olması hiç önemli değil. Kürtçe bir dildir. Eğer 2 kişi bile kendi arasında anlaşabiliyorsa o bir dildir. Kuşdili bile dil diye geçerken Kürtçe geçmeyecek mi? Elbette geçecek...
Hatta Kürtçe, Türkçe'nin dil ailesinden gelen bir Altay dilidir. Yalnız sanıldığının aksine Arapça, Farsça, Rusça, Türkçe gibi 4 büyük anadilin arasında kaybolmadan kalmış bir dil değil tam aksine 3 ana lehçe altında onlarca şiveye bölünmüş, belagatı coğrafya ve etkilerine göre değişen gelişim evresinde olan bir dildir. Bunu kalkıp yüzyıllardır oturmuş ses ve cümle yapısıyla yüz milyonlarca insanın konuşabildiği bir dile benzetmek çok büyük cühelalıktır.
Türkçe Ural-Altay dil ailesinden Oğuz grubuna ait bir dildir. Azerice ise aynı ailenin aynı grubundan batı kesimine yani Batı Oğuz grubuna ait bir dildir. Elbette birbirine çok yakındır. Ama bir lehçe ya da şive değildir. Fransızca, ispanyolca, italyanca Latince kökenli aynı aileden, Hint-Avrupa dil ailesinden Roman Dilleri koluna aittir. Ama birbirilerini anlıyorlar mı sanıyorsunuz? Biz yine de az buçuk anlıyoruz Azerice'yi. Onlar bizi tamamen anlıyor zaten.
Kürtçe de Hint-Avrupa dil ailesinin bir ferdi. En büyük avantajı olan merkez Kürtçe yani Kurmançi (Kurdmanci)'yi zamanında muhafaza etmiş olsaydı. Yani her yörede farklı bir şive, bu şiveyi de farklı bir lehçeye çevirmemiş olsaydı şimdi herkes birbirini anlayabiliyor olacaktı. Sanıldığının aksine Arapça ya da Farsça'dan farklıdır. Bununla birlikte Kürtçe'deki bu farkları Türkçe'deki lehçelere benzetip dalga geçmek apayrı bir bilgisizliktir. Temel olarak 4 lehçe bulunan Türkçe'de herkes birbirini anlar. Yazın ve dilbilgisi kuralları değişmez. Trabzon'da kimse "gidiyorum" yerine "cideyrum" yazmaz! Ege'de kimse "önünde dursaydım" yerine "öüne duraaydım" yazmaz. Bunları bu şekilde telaffuz edenlere de biz "ne diyor yahu bu?" demeyiz. Ayrıca Azerice -ki Azerbaycan Türkçesi yanşlış bir tanımdır- konusunda yapılan espriler bence gayet naif, aslında birbirimizi anlıyor olmamızın verdiği çocukça keyiften alınan hazın neticesinde çıkan şakalardır. Onlar da bizim pek çok kelimemize gülüyor onu da belirteyim.
Netice itibariyle bir şeyi savunmak kör kütük cahilce, kulaktan dolma bilgiyle, taraflı tavırla yapılınca komik duruma düşülüyormuş. Ama inanın komik duruma düşmek, savunduğun şey için hiçbir yararın olmamasından çok daha iyidir.
aykırı yönetmen, genç yetenek. özellikle björk ve aphex twin'in akıllarda kalan kliplerine adını yazdırmıştır. her ne kadar büyük çoğunlukla normal dışı kliplerle adı anılsa da aslında pek çok ödülü olan bir kısa film yönetmenidir. ne yazık ki pek çok yapıtını görme fırsatını bile bulamadık.
dünyanın her yerinde sansüre takılan yapıtlarının da yer aldığı bir dvd çıkardı geçtiğimiz senelerde. pek çok grup ve sanatçı kendisi ile çalışma istemektedir lakin nafiledir. çünkü beraber çalışmak istediği grup ya da müzisyenleri kendisi seçmekte ve sadece teklif etmektedir.
2005 yılında yayınlanan bir chris cunningham kısa fiilmi. johnny aslında pek çok bastırılmış duygunun ve diretmenin insanlar içinde birikimini somut olarak gösteren bir yaratık. köpeği ile bir mahzende tutulmaktadır. kısa film ciddi anlamda rahatsız edici bir konuya ve görüntülere sahip.
aphex twin'in cuk oturan müzikleri ile en azından bir kere seyredilmesi gerekiyor. aşağıdaki linkte aphex twin'in rubber johnny için yapmış olduğu theme'in klibi yer almaktadır. görüntüler filmden alıntıdır. uyarmak isterim ki ciddi anlamda rahatsız edici bir kliptir.
Çiçeği burnunda sözlük yazarlarımızdan Mesut Yar'ın "ulan baktık kimse televizyonun başından kalkıp dışarı çıkmıyor" deyip televizyonu tiyatro sahnesine taşıdığı bambaşka bir format. mesut yar la uyan türkiye ekibi kanlı canlı, 3 boyutlu, çok yönlü, fazla sözlü ama yine de görüntülü bir show hazırlamış.
Ne tiyatro denilebilir ne de kabare. Dünyada ilk defa denenen bir garip oyun. Daha fazla bilgi için şöyle de bir siteleri var:
istanbul merkez ve ilçe belediye başkanlıklarına dilek, istek, şikayet ve her zaman söylemek istediklerinizi iletebileceğiniz umuma açık bir sosyal ortam.
tuyleri diken diken eden turden bir seyler var bu iste.
kocaman cumhuriyetin sectigi basbakan kalkip bir oda dolusu gazetecinin habercinin kameranin onunde hem de canli yayinda diyor ki; "biz oraya cok hizmet goturduk, neler yaptik neler, demek ki karsiligini alamadik".
bu muydu sizin isimiz hizmet gucumuz millet dalavereleriniz? hani isniz hizmetti? ne oldu? birden bire sandiktaki pusulalarin rengi mi degisti yoksa?
bundan sonrasi anlayana kalmistir artik. yahu diyorlar ki biz oy karsiliginda calisiriz. bak kardes, ac gozunu, duy soylediklerini. oy onlar icin satin alinan bir sey. komurle, beyaz esyayla olmazsa baska seylerle satin aliriz diyorlar. rusvet degil mi bunun adi? yoksa birilerinin soyledigi gibi adi mi degisti bunun?
oy ver ki sana hizmet vereyim... hizmet verdim ki bana oy veresin!
29 mayis malum yerel secimlerin yapildigi gunde kanal d'nin secim ozel programi icin bakirkoy'e gonderdiler bu ahbabi. degisik yerlerde degisik seyler yaparken gormeye aliskiniz zaten kendisini.
ama kantarin topuzunu kacirmamak lazim. bir grup secmenin bulundugu bir cadirdan canli olarak baglanip ufak bir referandum ortami yaratan portakal herkesin kime oy verdigini sorarak "bakin ben burada farkli siyasi goruslerde farkli partilere oy veren insanlari bir arada buyuk bir ustalikla yonetiyorum" havalari atarken mikrofonu uzattigi bir beyfendinin 2007 secimlerinde chp'ye ve akp'ye oy verenlerin egitim durumlariyla ilgili olarak ysk'nin istatistiklerini okumasini engelleyerek "bunlarla nereye varmayi dusunuyorsunuz?" demesi portakal'in zamanindan once agactan dustugunu gostermektedir.
bir kere sen bir secim programi yapiyorsun. orda demokratik bir ortam yaratip kanallardaki muadillerine hava atmakla olmuyor bu isler. adam sana 2007'de chp'ye oy verenlerden universite mezunu ya da universite ogrencisi olanlarin orani %54 iken akp icin bu oran %12 diyor... sen de bununla nereye varacaksiniz diyorsun!
ben soyleyeyim; neyin ne oldugunu anlayan insanlari susturan senin gibi adamlar oldugu surece hicbir yere varamayiz!
yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about . Copyrights of the articles are belong to their authors.